Veganlıkla Vejetaryenlik Arasındaki Fark

Veganlıkla Vejetaryenlik Arasındaki Fark

Doğayla ilgili bütün yaşam formları savundukları genel düşünce anlamında ortak paydada buluşurlar. Fakat, kimi düşünce pratikleri, eylem modelleri bazı noktalarda onları birbirinden ayırabilir. Veganlıkla vejetaryenlik arasındaki etkileşim de böyledir. Vejetaryenlik, veganlıktan önce duyulmuştur. Sonrasında, veganlık ayrı bir kol olarak ilerlemiş; vejetaryenlikten kopmasa da, onunla arasındaki kimi ayrımları da koymuştur. Veganlık vejetaryenlik arasındaki fark denildiğinde, özellikle yaşam pratikleri düzleminde ayrılık yaşanır. Veganlık vejetaryenliği da kapsayan, çok daha uç noktada bir düşünce biçimidir. Vejetaryenlik et tüketmeyi uygun bulmazken, veganlık et tüketimine karşı olmakla birlikte; hayvanlardan elde edilen bal, süt, süt ürünleri, yumurta, deri, kemik, tüy vd. gibi her şeyi tüketmeye/ kullanmaya karşıdır. Veganlıkla vejetaryenlik arasındaki fark, tabiri caizse, atla deve arasındaki kadar aşılmaz değildir. Denilebilir ki, veganlık, vejetaryenliğin bir üst mertebesidir.

O sebeple, herkesin kendi inançları, tecrübeleri, yaşam pratikleri içinde, inandığı değerlerle yaşaması önem arz etmektedir. Herkesin farklı görüşleri olsa dahi, hayvanların hiçbir koşulda öldürülemeyeceği, onlara zarar verilemeyeceği, avcılarca vurulamayacakları, çiftçilerce çiftliklere hapsedilemeyeceği temennisi bu konuda kalp taşıyan herkes için geçerlidir.

Vegan Sözcüğünün Kökeni Vejetaryenle İlgili Midir?

Dünya tarihine baktığımızda, resmî olarak vejetaryenliğin ve veganlığın tartışıldığı tarihler 19. yüzyılın başlarına denk gelir. O dönemin sanayi devriminin en yoğun hissedildiği İngiltere’sinde çocuk istismarı, çocuk işçi çalıştırma, genç kadın işçi çalıştırma gibi unsurlar; maden ocaklarına ya da bacalara sokulan gencecik bedenler her yeri kaplamıştı. Fabrikaların açılmasıyla beraber, hava hep kararmış ve sisliydi ve pisti. Kanalizasyonlardan kirli sular akıyordu. Sanayi yapılanması oluşmadan önce, atlar da ağır işlerde ve ulaşımda kullanılıyorlardı. Aynı dönemde, Amerika’da kurulan sirklerde hayvanlar ağır koşullar altında şov yapmaya zorlanıyorlardı.

İşte, tüm bu aşamalarla birlikte, birinci sanayi devrimi, sanayide makineleşmeyi gerçekleştirdi. İkinci sanayi devrimi buhar gücünü aşarak, elektrik gücünü getirdi. Buna ‘Fordizm tipi üretim’ de denildi. Üçüncü tip sanayi devrimi, dünya savaşlarında yapılan hesaplaşmalarla birlikte, elektroniğin gelişmesine yol açtı. Robotik alanında gelişmeler yaşandı. Dördüncü sanayi devrimiyle birlikte, ‘Endüstri 4.0’, endüstri alanıyla bilişimi bir araya getirdi. İnternet her yere ulaştı.

Bu dördüncü devrimle birlikte, makineleşmenin, suni yem kullanmanın, GDO’nun ve artan nüfusun, restoran zincirlerinin çoğalmasıyla, hayvan yetiştirmek, kesmek ve onun DNA’sıyla oynamak da kolaylaştı. Aşırı tüketim, parfümden yüz maskesine, modadan tatil alanlarına, hayvansal deneylerin yapılmasına da olanak tanıdı. Bilimin de ortak olduğu bu yayılmaya karşı, vejetaryenler ve veganlar dur demeye çalıştılar. Çünkü, doğa elden gidiyordu. Ağaçlar kesiliyor, kuşlar havai fişeklerle birlikte ölüyorlar, endemik bitkilerin türleri azalıyordu.

Çöl sıcakları, iklim değişikliği de insanlığın büyük sorunları haline gelmişti.

Bu noktada, sanayileşmeyle beraber, vejetaryenliğin da ortaya atılması ve günümüzde veganlıkla birlikte, özerk bir alan oluşturması tesadüf değildir. Vejetaryenlik, yaptığı vahşetlerin günahlarını tanıdığı haklarla (insan, kadın, çocuk, hayvan) çıkaran İngiltere’den ve Amerika’dan çıkarak, dünyaya dalga dalga yayıldı.

Vejetaryen sözcüğü, Latince ‘vegetus’/’vegetabilis’ kelimelerinden türedi. Hem bitkisel anlamını, hem de canlılık, etkinlik demektir. Bu kelime, hem felsefi düzlemde, hayatın devamına vurgu yapar, hem de bitkisel beslenmeyi vurgular.

Vejetaryenler de et yemeden de sağlıklı beslenilebileceğini vurgulamışlardır. Çünkü, bitkilerin sinir sisteminin olup olmadığı konusu doğa bilimi camiasını da ikiye bölmüştür. Nitekim, genel botanik derslerinde bitki bilimciler, bitkilerin sinirleri olmadığını ifade ederler. Uyarıları plasmodesmata ve hormonlar aracılığıyla aldıkları belirtilir. Plasmodesmata, sadece bitkilerde bulunan ve alglerde de görülen, bir çeşit organeldir. Hücreyle hücre zarını ayırdıkları gibi, köprü işlevi de görürler. Bu sebeple, vejetaryenlerin bitki yemelerinde bir sakınca olmadığı da belirtilir.

Veganlıkla Vejetaryenlik Arasındaki Fark

Şüphesiz ki, bunlar karışık konulardır. Çünkü, insanların da ayakta kalmaları için birtakım vitaminlere ve mineralleri ihtiyaçları vardır. O yönde, bitkilerin de aşırı tüketim olmaksızın, sadece karın doyurma amacıyla tüketilmesinde sakınca yoktur.

Vejetaryanlik yahut veganlık, sanıldığının aksine hayal dünyasında yaşayan insanlardan oluşmaz. Aksine, bu insanlar gerçeklerin farkındadırlar; doğayı mümkün olduğunca az tahrip etmek ve yettiğince, karnının doyduğunca yemek konusunda hemfikirdirler. Durup dururken hiçbir gülü dalından koparmazlar. Sevgililer gününde, kucak dolusu papatya talep etmezler. Yalnızca, doğanın yerinde güzel olduğunu; ondan faydalanacaksak da, bunu hayvanlarla değil de, bitkilerle yapmamız gerektiğini, o konuda da aşırı kaçılmaması gerektiğini vurgularlar.

Veganlar da bu noktada vejetaryenlerle ortak hareket ederler. Bu gruba mensup insanlar, ev içi tarım ya da balkon tarımı yaparak, kendi yiyecekleri kadar besin yetiştirirler. Bahçelere tohum ekerler. Meyve, sebze çekirdeklerini atmazlar, biriktirirler, doğaya geri verirler. Fidan dikerler. Yani, veganlığın ana felsefesinde de aldığından fazlasını geri vermek, veremiyorsan da az tüketmek vardır. Ama, hayvanların canlı canlı, kitlesel halde kesimine dayanamazlar.

Bu noktada, vejetaryenler, veganlar ve doğayı seven tüm insanlar, hayvan hakları dernekleriyle, hayvan seven herkesle de işbirliği içindedirler.

Vegan sözcüğü de, aynı düşünceden hareketle, ‘vejetaryen’ sözcüğündeki ‘ve’ (yaşam, canlılık, bitkisel) bölümünü alarak, ‘gan’ ekiyle geniş zamana taşınmıştır. Vegan denildiğinde, vejetaryene nazaran daha bireysel bir vurgu yapılır. Ama, her iki hareketin de örgütlü yapı içinde önemli yerleri bulunmaktadır.

Veganlıkla Vejetaryenlik Arasındaki Tarihsel Etkileşim Nasıldır?

Veganlıkla vejetaryenlik arasındaki fark üstünden düşündüğümüzde, tarihte ilk yönelimin, vejetaryenlikle başladığı belirtilebilir. Aslında, en eski tarihte, M.Ö 5. yüzyılda, Orfeciler grubunun et yemedikleri söylenirmiş. Dönemin düşünürlerinden Empodices, insanın kendisinden başka canlılara, özellikle güçsüz canlılara zarar vermesinin kötü bir şey olduğunu vurgulamıştır.

Bununla birlikte, resmî düzlemde tarihteki ilk vejetaryen oluşumu, 19. yüzyılın başında başlamıştır. 1847’de, İngiltere’de, Vejetaryen Derneği kuruldu. 1908’de, Almanya’da, Dresden bölgesinde Uluslararası Vejetaryen Birliği kuruldu. Buradan hareketle de, Donald Watson 1944’te veganları bir araya getiren bir oluşum kurdu.

Bu anlamda, vejetaryenlik öncüllük etmiş, bir alan açmış; değişen koşullara ve fikirlere istinaden, veganlık da o izleri takip ederek bambaşka bir kola ayrılmıştır. Bu anlamda, demokratik bir çokseslilik, doğaya karşı beraberce yüklenilen sorumluluk ve yeri geldiğinde, haklı mücadelede örgütlenmek önemlidir.

Veganlıkla Vejetaryenlik Arasındaki Fark; Vegan Felsefesi Nedir?

Vegan felsefesi, doğadaki hiçbir canlıyı incitmemek üstüne kuruludur. Veganlar mümkün olduğunca az tüketimle, sade ve doğal bir yaşamla, evrenden aldıklarını ona geri vermeye niyet ederler. Bunun için imece köyler, yaşam evleri, örgütler, dernekler, kafeler, sanat merkezleri, üniversite kulüpleri kurmuşlardır. Çoğunluğu, 18 yaş üstü genç jenerasyondan oluşur.

Vegan oluşumları özellikle Z kuşağı denilen özgürlükçü, eşitlikçi, çoksesli, mücadeleci, demokratik, başkaldıran kuşak arasında etkin olmuştur. Dünyaya dalga dalga yayılmıştır. Veganlar kesinlikle hayvan eti tüketmedikleri gibi, hayvanlardan çıkan diğer gıdalara da yönelmezler. Bal, süt, süt ürünleri, yumurta, hayvan derisi, tüy vd. gibi hayvana ait ne varsa, onu reddederler. Hayvanların tüketim nesneleri değil, doğada yaşayan özgür varlıklar olmalarını talep ederler. Hatta, kimi bilim insanlarının üniversitelerde yaptıkları hayvan deneylerine de karşı çıkarlar.

Vegan felsefesinde de, vejetaryenlikte gibi sebze yenilmektedir. Birçoğu üniversite mezunu olan yahut, okul bitiren gençlerden oluşan vegan yapılanmalar, bilimsel araştırmaları da yakından takip ederler. Buna göre, bitkilerin bilindiği gibi bir sinir hücresinin bulunmadığı konusunda da sırtlarını bilimsel makalelere ve doğa bilimleri, özellikle botanik hocalarına dayarlar.

Vejetaryen Felsefesi Nedir?

Vejetaryen felsefesi, veganlığın doğmasına yarayan sürecin ilk dayanak noktasıdır. Vejetaryenlikte, hayvan etinin yenilmesi kesinlikle yasaktır. Fakat, hayvandan elde edilen yumurta, süt, bal gibi besinler tüketilebilir. Bu minvalde, kimi vejetaryenlik ‘lakto’lar ve ‘ovo’lar şeklinde ikiye de ayrılır. ‘Lakto-vejetaryenler’ süt ürünlerini daha fazla tüketirlerken, ‘ovo-vejetaryenler’ yumurta ürünlerini sıklıkla tüketirler.

Sadece süt tüketip, yumurta tüketmeyen; sadece yumurta tüketip, süt tüketmeyenler de mevcuttur. Bu yönde, vejetaryenlikte kişisel tercihlere göre böyle ayrımlar ve ara formlar mevcuttur.

Veganlıkla Vejetaryenlik Arasındaki Fark; Vejetaryenliğin Tarihsel Süreci Nasıldır?

Vejetaryenliğin tarihsel sürecinin M.Ö 5. yüzyılda başladığı, 19. yüzyıl İngiltere’sine uzandığı, oradan Amerika’da şekil aldığı ve bugün dünyaya yayılan bir hareket haline geldiği belirtilmektedir. Hatta, Amerika Birleşik Devletleri’nde 1948-1964 yılları arasında bir Vejetaryen Partisi bile kurulmuştur.

Ülkemizde de, Türkiye Vegan Ve Vejetaryenler Derneği (TVD) 2012’de faaliyete geçmiştir. Dünya Vejetaryen Günü, 1 Kasım 1977’de kutlanırken, bunun Türkiye’de kutlanma tarihi 2009’u bulmuştur. Vejetaryenliğin göz önüne çıkartılmasıyla birlikte, ilk kutlama yılında olmuştur.

Veganlığın Tarihsel Süreci Nasıldır?

Dünyada veganlık daha çok Donald Watson ve diğer üç arkadaşının, vejetaryen grubundan ayrılarak, kendi vegan gruplarını kurmalarıyla birlikte olmuştur. Watson, veganlık konusunda çok çaba harcamıştır. Aynı zamanda, büyük bir doğasever ve savaş karşıtıdır. 1944 yılında, yapılan istişarelerle vegan ismi kayda geçmiş, sonraki süreçlerde dernek oluşumuna dönmeye başlamıştır.

Türkiye’de de veganlık, vejetaryenlik kadar olmasa da, giderek yayılmaya başlamıştır. Ama, dernekleşme süreçleri vejetaryenlerle hâlâ ortaktır. Gruplar arasındaki beraberlik sürmektedir.

Veganlıkla Vejetaryenlik Arasındaki Fark; Veganlarla Vejetaryenleri Nasıl Ayırt Edebiliriz?

Veganlıkla vejetaryenlik arasındaki fark nedir dediğimizde, sadece yeme pratiğinde böylesi bir sapma var diyebiliriz. Nitekim, veganlar kendi tercihleriyle, hayvanlarla birlikte, onlardan gelen her türlü veriyi reddetmişlerdir. Bu yönde, vejetaryenliğe nazaran daha baskın kuralları olan bir yaşam biçimidir.

Veganlarla vejetaryenleri ayırt etmeniz sadece yemek yeme kültürü esnasında olabilir. Keza, veganlar asla hayvansal ürün kullanmazlar. Onun dışında, öyle kolayca ayırabileceğiniz, keskin bir tarafları mevcut değildir. Hatta, sık sık bir araya geldikleri görülür.

Veganlıkla Vejetaryenlik Arasındaki Fark

Vegan beslenme daha meşakkatli olduğundan ötürü, vegan kafelerin daha yaygın olduğu görülür. Çünkü, vegan mekânlarda vejetaryenler de yemek yiyebilirlerken, veganlar her yerde istedikleri yemekleri yiyememektedirler. Bu yüzden, daha sıkı şekilde örgütlenmişlerdir.

Veganlıkla Vejetaryenlik Arasındaki Farklar Nelerdir?

Veganlıkla vejetaryenlik arasındaki fark nedir dediğimizde, ilk olarak iki grubun da et yemediğini; lakin, vejetaryenlerin süt ve yumurta tükettiklerini de belirtebiliriz.

Veganlıkla vejetaryenlik arasındaki fark öyle çok büyütülecek bir ayrıcalık yaratmaz. Keza, kimi zaman vejetaryenlikle başlayıp, veganlığa geçen insanlar da olmuştur. Kimi zaman, veganlar da vejetaryenliğe geri dönüş yapabilirler. Nitekim, bu seçimler, ciddi sonuçları doğuran, deneme-yanılma yöntemiyle ve çevre etkisiyle öğrenilen mücadelelerdir. Vejetaryenlik yemek tariflerinde, alışveriş süreçlerinde, et dışında hayvansal ürünlerle etkileşiminde daha esnekken, veganlık katiyen kurallarının ötesine çıkmaz; vejetaryenlerin bu yaptıklarını yapmaz.

Veganlar vejetaryenlere göre, daha anarşist, daha marjinal bir kesimi temsil ederler. Hayvan hakları, savaş karşıtlığı, doğayı koruma konusunda çerçeveleri daha sınırlıdır. O çerçeveyi aşmazlar. O yüzden, vejetaryenizm gibi bir kavram tutmazken; veganizm gibi bir kavram daha rahat şekilde dolaşıma girer. Veganlık ideolojik bir alt yapısı da olan, eylem pratikleri daha yüksek perdeden işleyen bir dünya algısıdır.

Veganlık Ve Vejetaryenlik Filmlerde Nasıl Aktarılmıştır?

Bu konuda, en iyi veriler görsel hafızayla yakalanabileceği için, veganlıkla vejetaryenlikle ilgili filmleri izlemek isabetlidir. Buradaki karakterlerden, anlatılan olaylardan ve verilen tepkilerden, veganlıkla vejetaryenlik arasındaki farkı görmeniz daha net olacaktır. Öyle ki, dünyada da giderek yayılan bir vegan, vejetaryen sineması da vardır. Filmlerin yönetmenleri de genelde bu yönelişlere sahip insanlardır.

Önerilen filmlerden bazılarıysa şunlardır:

* Earthlings

Shaun Monson’ın yönettiği 2005 ABD yapımı filmde, kendisi de bir vegan olan Joaquin Phoenix rol almıştır.

Bu yarı belgesel-filmde gizli kameralarla yapılan çekimler aracılığıyla, hayvan çiftlikleri, laboratuvarlar, deri-kürk ticaret merkezleri gibi sistemli hayvan dolaşımının yapıldığı yerler mercek altına alınmıştır. Her şeyin bir avuç para uğruna nasıl vahşileştirildiği, satıldığı da gösterilmiştir.

* Vegucated

Marisa Miller Wolfson’un yönettiği, 2011 ABD yapımı bu filmde, ete ve peynire karşı zaafı bulunan üç New York’lu kişinin, altı haftalık bir süreç sonunda veganlığa dönüşen yolculuklarının aşamaları aktarılmaktadır.

* Unity

Vegan bir aktivist-sanatçı olan Shaun Monson’un çektiği filmlerden biri olan 2015 ABD yapımı Unity, 100 ünlü kişiyle birlikte yapılan çekimler ekseninde, hayvan katliamlarını sinema perdesine yansıtıyor.

* Vegan: Everyday Stories

Glenn Scott Lacey tarafından çekilen, 2016 yapımı Vegan: Everyday Stories, dört farklı vegan figürünün yaşam hikâyelerinden kesitler sunuyor.

* Live And Let Live

Marc Pierschel tarafından çekilen 2013 Almanya yapımı eserde, veganlığın ortaya çıkışı, tarihçesi ve günümüze uzanan süreci ve onun felsefesi aktarılmaya çalışılmıştır.

* Simply Raw: Reversing Diabetes In 30 Days

Aiyana Elliott tarafından çekilen, 2009 ABD yapımı bu filmde, diyabet rahatsızlığı olan altı kişinin sağlıklı beslenme süreçleriyle birlikte gelişen veganlık serüvenleri ortaya koyuluyor. Bununla birlikte film, sağlıklı beslenmenin et ve et ürünleri dışında, hatta hayvansal gıdalara fazla başvurmadan da mümkün olabileceğini anlatıyor.

* Food Inc

Robert Kenner’ın yönettiği 2008 ABD yapımı film, marketlerden evlerimizin buzdolabına değin uzanan ürün sürecinin arkasındaki hikâyeleri bizlere gösteriyor. Amerika Birleşik Devletleri’nin ve büyük şirketlerin nasıl örtük bir biçimde, makineleri de kullanarak hayvan ve gıda terörü de estirdiğini aktarıyor. Food Inc. Emek sömürüsüyle, düşük ücretlere yoğun saatlerle çalıştırılan işçilerin durumlarından, hayvan haklarına değin birçok alanı cesurca gösteriyor.

Veganlıkla vejetaryenlik arasındaki fark denildiğinde, bunun sinemadaki yansımalarını görmek, bazı konuların kafamızda daha net biçimde canlanmasına neden oluyor. Sinema, o yönde vegan ve vejetaryen filmleri düzleminde, bizlere gözlem olanağı sunuyor.

Veganlıkla Vejetaryenlik Arasındaki Fark; Vejetaryenlikten Veganlığa Geçilir Mi?

Genellikle, vegan olan bireylerin birçoğu öncelikle vejetaryenliği denemişler; ardından, aşama aşama veganlığa geçmişlerdir. Çünkü, veganlık bir anda geçilebilecek bir inanç değildir. Uygulanma alanı çok daha kısıtlıdır. Kişi birdenbire vegan da olabilir. Ama, öyle düşünülse bile, yine de vejetaryen çevreden arkadaşları bulunur.

Veganlar ve vejetaryenler Türkiye’deki Kurban Bayramı’na tamamen karşı çıkarlar. Kimi demokratik hak talepleri, fikirleri, eylem talepleri ortalık taşısa da, nüanslarda ayrışabilirler.

Genellikle, vejetaryenlikten veganlığa geçilince, oradan geri dönülmez. Ama, bazen kişiler kendi varlıklarını ve sınırlarını tartmak üzere, vejetaryenliğe dönmek isteyebilirler. Öyle ki, zaten vejetaryenlik de veganlık da büyük bir cesaret işidir. Kapitalist sistemin tüketim çarklarına karşı koca bir meydan okumadır. Bu yönde, veganların sesleri daha gür şekilde çıkar. Ama, onları da sayıca daha fazla olan vejetaryenler kapsar.

Türkiye’de henüz oturmayan vejetaryenlik ve veganlık kavramları da bol bol tartışılmaya açılmalıdır.

Veganlık Vejetaryenliği Kapsar Mı?

Veganlık vejetaryenliğin bir üst modelidir. Her şey zamanın kendi yazgısıyla mütevellit, vejetaryenlik ekseninde gelişmişse de, veganlık canlı sevgisini, paylaşımı, vicdanı ve mücadeleyi bir adım öteye taşımıştır.

Bu yüzden, vejetaryenlik veganlığın içindeki inci gibidir. Ama, istiridye olmadan inci de bir hiçtir. Vejetaryenlikle veganlık arasında böyle inatlaşarak, sevişme gibi ulvi bir unsur vardır. Vejetaryenler de veganlar da dünyaya kafa tutmuş coşkulu, sorgulayan, hareketli, okuyan, araştıran, cesur insanlardır.

Vejetaryenlik Mi Veganlık Mı?
Beslenmesine hiçbir hayvan ürününü yemeyenler vejeteryanlar vegan ise beslenme şeklinde yumurta ve balda dahil olmak üzere hiçbir hayvansal ürün tüketmez. Kırmızı et yemez ancak peynirin yiyebilir vegan hiçbir hayvansal besinler tüketmez. Ovo vejeteryan ise yumurta yer ancak hayvan ve süt ürünleri tüketmez. Vejeteryanlık birçok anlamda veganlığa geçiş evresi olarak değerlendirilir.
Fleksitaryen Nedir?
İngilizce anlamı esnek ve vejetaryen sözcüklerinin birleşimi olan fleksitaryen, vejeteryan beslenmeye daha esnek bir yaklaşım sağlar. Hayvansal gıdaları tüketmek istemeyen ancak bırakamayanlar uyguladığı bir beslenme türüdür. Vejeteryan diyetine yakın olduğundan dolayı fleksitaryen beslenme şekli kilo vermeye de yardımcı olur. Fleksitaryen beslenmenin üç temel motivasyon unsuru vardır, bunlar insan sağlığı, hayvan refahı ve çevreyi korumasıdır.
Veganlar Et Yemez Mi?
Veganlar hayvansal kaynaklı et ve süt ürünleri dışında yumurta ve bal da dahil olmak üzere tüm hayvansal gıdaları ve ürünleri reddeder. Beslenme düzenleri tamamen sebze ve su üzerine kurulur, et ve süt ürünleri yerine tahıl tüketmeyi tercih ederler. Vegan beslenme şeklinde B12 vitamini sık görülen durumdur bundan dolayı annemi başta olmak üzere birçok farklı kan hastalığına neden olur.
Vejetaryenlik Ve Veganlık Nedir?
Vejeteryanlık ya da halk ağzında söylenen adı ile et yemezlik çeşitli nedenlerden dolayı et, balık ya da kümes hayvanlarının tüketilmemesidir. Veganlık ise et tüketiminin dışında aynı zamanda hayvanların ürettiği yumurta süt ya da bal gibi ürünlerin de yenmemesine verilen isimdir. Veganlar hayvan kullanımı yoluyla elde edilen giyecek ve diğer tüm yan ürünleri kullanmayı da reddeder.

İlginizi Çekebilir;

Veganlık Nasıl Ortaya Çıktı? | Nasıl Vegan Olunur?

Vegan Olmak Ne Demek? | Vegan Nedir?

Vegan Beslenme Nedir? | Veganlıkta Tüketilen Besinler

Etik Veganlık Nedir? | Nasıl Uygulanır?

Veganlık Hakkında Her şey | Veganlar Ne Yer?

Yorum Bırak