Doğal Sağlık

Türkiyenin En Geniş Kapsamlı Sağlık Sitesi

  • Sayfalar

  • Destekleyenler

  • Reklamlar

SİVRİSİNEĞİN BAÅž DÜŞMANI SARIMSAK…

Yazar admin Eklenme Tarihi Haziran - 21 - 2009Yorum Ekle

Özellikle yaz aylarında ve kuraklık dönemlerde ortaya çıkan sivrisineklerin, en fazla hastalık taşıyan hayvanlar olduğu ve yılda yaklaşık 3 milyon insanın ölümüne sebep olduğu belirlendi. Sivrisineklerden korunmanın en etkin yollarından birinin sarımsak yağı ve naturel sarımsak olduğu bildirildi.

Devamini Oku. »

A Vitamini

Yazar admin Eklenme Tarihi Mayıs - 25 - 2009Yorum Ekle

A vitamini veya Retinol dışardan aldığımız besinlerde bulunan karotenden yapılan bir vitamindir. Vücudumuzda protein yapımında ve görme fonksiyonunda rolü vardır.
A Vitamini Nelerde Bulunur?
A vitamini hayvanların karaciğer, böbrek ve akciğerlerinde, süt, tereyağı ve yumurta sarısında bulunur. Havuçta provitamin halinde yani karoten şeklinde vardır. Yağda eriyen vitaminlerdendir ve barsaklarda emilir. A vitamini tek bir vitamin değildir. A, ve A2 vitaminleri bulunmuştur.
A Vitamini Eksikliğinde Neler Görülür:
A vitamini eksikliğinde gece körlüğü (Kseroftalmi) ve gözün saydam tabakasında ülserasyon (keratomalasi) gibi göz hastalıkları, cilt bozuklukları, büyüme kusurları görülebilir.
A Vitaminine Günlük Ne Kadar İhtiyacımız Vardır?
Günlük ihtiyaç 5000 ünite kadardır. Ağızdan verilen A vitamini preparatları olduğu gibi bazı deri hastalıklarında (akne) kullanılan A vitaminli pomatlar ve kozmetikler de vardır.
A vitamini
Doktorlar, büyüme kusurlarında, bazı deri hastalıklarında A vitamini yönünden zengin yiyecekler
tavsiye etmektedirler.

KategorilenmemiÅŸ

E Vitamini

Yazar admin Eklenme Tarihi Mayıs - 25 - 2009Yorum Ekle

E vitamini, bitki­sel tohumlarda ve onlardan elde edilen yağlarda (mısırözü, ayçiçeği, fındık ve su­sam yağı), yumurtanın sarısında, karaci­ğerde, yeşil bitkilerde bulunur. E vitamini eksiliğinin farelerde kısırlığa neden olduğu bulunmuştur, insanlarda ise eksiklik belirtisi tarif edilmemiştir. Ancak adalede ve çalışmasında bozukluk, kansızlık ve düşük sebebi olabileceği söylenmektektedir

KategorilenmemiÅŸ

K Vitamini

Yazar admin Eklenme Tarihi Mayıs - 25 - 2009Yorum Ekle

K vitamini normal olarak barsakta bulu­nan bazı bakteriler tarafından yapılan ve eriyen bir vitamindir. Ispanak, lahana, do­mates, soya fasulyesi, kabak ve yumurta sarısı gibi besinlerde de bulunur. K vitamini eksikliğinde karaciğer protrombin denen bir maddeyi yapamaz ve sonuç olarak kanın koagülasyonu yani pıhtılaşma mekanizması bozulur. Bu ne­denle K vitaminine koagulasyon vitami­ni de denir. Kanama ve pıhtılaşma bozuk­luklarında K vitamini eksikliği akla gelme­lidir. Karaciğerin safra yollarının tıkanma­sı ve yeni doğanların sarılıkları K vitami­ni eksikliği sonucu meydana gelebilir, K vitamini tek bir vitamin değildir. Günümüz­de Kj Ki Kn K4 ve K5 adı verilen vitaminler bulunmuştur. Sentetik olarak elde edilen bir kısım K vitamini preparatları suda eri­diğinden damardan da yapılabilmektedir. K vitamini bazı kanama bozukluklarında ağızdan veya kalçadan verilmektedir.

D Vitamini Kanserden Korur mu?

Yazar admin Eklenme Tarihi Mayıs - 25 - 2009Yorum Ekle

D vitamininin kanser hastalığından koruduğuna yönelik bir duyum aldım. Bu vitamin hangi yiyeceklerde bulunur?

Åžu ana kadar yapılan bir çok bilimsel araÅŸtırma, D vitamininin pek çok kanser türünden ve kalp hastalıklarından insanları koruduÄŸunu kanıtlıyor. 2008 senesinde Amerika’da yapılan akademik araÅŸtırmada, bütün dünyada kırk senedir bu yönde yapılan altmış üç bilimsel araÅŸtırma tekrar deÄŸerlendirildi. Yapılan bu araÅŸtırmada yüksek oranda D vitamininin meme, yumurtalık ve bağırsak kanseri gibi toplumda sıkça görülen kanser olasılığını azaltabileceÄŸi anlaşıldı. 1999 senesinde 188 bin kiÅŸi üzerinde gerçekleÅŸtirilen bir araÅŸtırmada D vitamininin prostat kanseri ihtimalini yüzde otuz civarında azalttığı anlaşıldı.

Peki Kanserden Korunmak İçin Hangi Besinleri Tüketmeliyiz?

Yeterli oranda D vitamini almak için somon, sardalya gibi balıkları tüketin, D vitamini ile güçlendirilmiş süt için yoğurt yiyin. Güneş ışığından da D vitamini alabilirsiniz. Her gün ortalama on dakika güneşe çıkın. Kış aylarında vücudunuzun yeterli D vitamini üretmesine olanak tanıyacak güneş ışığı alamayabilirsiniz. Bu durumda D vitamini takviyesi alabilirsiniz. D vitamini sadece kanserden değil, kalp ve şeker hastalığından da koruyor. Tüm bunlara ek olarak akciğerin kendinisini yenilemesine de yardımcı oluyor.

Vitamin ve Mineraller

Yazar admin Eklenme Tarihi Mayıs - 25 - 2009Yorum Ekle

Vitaminler vücudun sağlıklı çalışması için gerekli organik maddelerdir. Vücutta belirli miktarda üretilen D vitamini ve bağırsaklarda bakterilerce bireşimlenen B vitamini dışındaki vitaminler vücutta üretilemez.

Vitamin ve mineraller vücutta meta­bolizma ürünlerinin “koenzimleri” ola­rak görev alır. YaÅŸamın sürmesini sağ­layan biyokimyasal olayları gerçekleÅŸti­ren birçok tepkimede özgül enzimler belirleyici bir rol oynar. Ama söz konu­su tepkimelerin hızla oluÅŸması için birer koenzim olan vitamin ve mineraller ge­reklidir.

Vitaminler kimyasal yapılan bakımından büyük farklılıklar gösterdi­ğinden tek bir kimyasal grupta toplana­maz. Harflerle adlandırılan bu maddeler yağda çözünen ve suda çözünen vita­minler olarak iki büyük grupta sınıflan­dırılır.

Yeterli miktarda meyve ve sebzenin yanı sıra et, balık, yumurta gibi protein bakımından zengin yiyecekleri içeren dengeli bir beslenme sayesinde vücut için gerekli bütün vitaminler alınabilir. Vitaminlerin yetersiz alınması duru­munda vitamin eksikliğine bağlı çeşitli hastalıklar ortaya çıkar.

Sağlıklı bir yaşam için gerekli vita­min ve mineral miktarlarını saptamak büyük önem taşıdığından bu konuda çe­şitli çalışmalar yapılmıştır. Günümüzde insan vücudu için gerekli bütün vitamin ve minerallerin belirlendiği sanılmakta­dır. Uzmanlar besinle alınması gereken (vitamin ve mineral miktarlarını yeni bileşenler ışığında sürekli güncelleştirmekte, ama söz konusu değerlerin kesin­den uzak ve ortalama rakamlar olduğu unutulmamalıdır.

Bireysel vitamin ve mineral gereksinimi yaş, cinsiyet, kalıtım, çevresel etkenler, yaşam biçi­mi, özel durumlar ve bazı hastalıklar gi­bi kişiye özgü etkenlere bağlı olarak az ya da çok değişebilir.

Hekimler birçok durumda hastaları­na ek vitamin almalarını önerirler. Be­sinlerle alınan vitaminlerin yetersiz ol­ması, bağırsaktan vitamin emilimini azaltan hastalıklar, büyüme, ağır beden­sel çalışma, gebelik, emzirme, Ãdet dö­nemleri, kronik hastalıklar gibi nedenlerle vücudun vitamin ve mineral ge­reksinimleri artabilir.

Hipertiroidizm (tiroit bezinin aşın çalışması), ateşli en­feksiyon hastalıkları, doku kaybına ne­den olan hastalıklar da vitamin gereksi­nimini artırır. Piyasada tedavi edici ya da günlük gereksinimleri karşılayıcı dozda vitamin ve mineral içeren çeşitli ilaçlar bulunmaktadır. Bunlar hap, suda eriyen tablet ve içeriği damar ya da kas içine verilen ampul biçiminde olabilir.

Yağda çözünen vitaminler vücut yağında depolanır. Bu gruba giren A ve D vitaminleri aşırı ölçüde alındığında yağ dokusunda birikebilir ve zehirlenmeye yol açabilir. B grubu vitaminler ve C vitamini ise suda çözünür. Suda çözünen vitaminler kısa sürede idrar yoluyla dışarı atılır ve aşırı miktarda alınsalar bile ender olarak ancak çok yüksek dozlarda zehirlenmeye yol açar­lar.

Yağda Çözünen Vitaminler

Yazar admin Eklenme Tarihi Mayıs - 25 - 2009Yorum Ekle

A vitamini

Retinol, retinal ve retinoik asit gibi biçimlerde bulunur. Bunlann en etkin olanı retinoldür. Bazı bitkilerde pigment (boyarmadde) olarak bulunan beta-karoten (provitamin A) vücutta A vitaminine dönüştürülür. Balık yağında, karaciÄŸerde, yumurta ÅŸansında, tam yaÄŸlı sütte ve tereyağında bol miktarda A vitamini vardır. YeÅŸil sebzelerde, ıs­panakta, havuçta ve turunçgillerde karoten miktarı yüksektir. Normal beslenmeyle yeterli miktarda A vitamini alına­bilir. Önerilen günlük doz kadınlarda 4.000 IU (uluslararası birim), erkekler­de 5.000 IU’dur.

A vitamininin vücutta özellikle epitel ve mukoza hücrelerinin bütünlüğünü sağlamaya yönelik önemli işlevleri var­dır. A vitamini vücutta doku yenilenme­sini ve hücre onarımını sağlayıcı etki gösterir.

Enfeksiyonlara karşı doğal sa­vunma direncini destekler. Kemik bü­yümesi, üreme ve embriyon gelişimi için de büyük önem taşır. A vitamini eksikliğinin alacakaranlıkta görmeyi azaltarak gece körlüğüne yol açtığı es­kiden beri bilinmektedir.

A vitamininin meme, akciğer, kalın­bağırsak, prostat ve dölyatağı boynu tü­mörlerini, kalp hastalıklarını, damar sertliğini ve yaşlanmaya bağlı görme kaybını önlediği öne sürülmektedir. Aşın miktarda A vitamini alımına (50.000-100.000 IU) bağlı olarak ortaya çıkan A vitamini fazlalığında (hipervi-taminoz A) aşırı duyarlılık, iştah kaybı, baş ağrısı, deride kuruluk ve soyulma gibi belirtiler görülebilir.

A vitamini zehirlenmesinde kafaiçi basıncı artar, röntgen filminde özgül kemik bozuk­lukları görülür. Kanda A vitamini düze­yi çok yükselmiştir. Beta-karoten ise vücutta gerek duyulduğu ölçüde A vita­minine çevrildiğinden fazla alındığında bile zehir etkisi yaratmaz.

D vitamini

Etkin biçimleri ergokalsiferol (D2 vitamini) ve kolekalsiferoldür (D3 vitamini). Her iki madde de besin­lerle alınan bazı öncü maddelerin güneş ışığının etkisiyle deride bireşimlenmesi sonucu ortaya çıkar. D vitamini kalsiyu­mun bağırsaklardan kana ve kandan ke­miklere geçişini düzenleyerek kalsiyum metabolizmasında rol oynar. Kanda kal­siyum düzeyi D vitamini, paratiroit hor­monu ve kalsitonin ile belirlenir.

Bol güneşli tropik bölgelerde D vitamini ek­sikliği seyrek görülür. Güneşli günlerin sayılı olduğu Kuzey ülkelerinde ise D vitamini eksikliğine daha sık rastlanır. Besinlere morötesi ışın uygulanması D vitamini miktarım artırır. Karaciğer, te­reyağı, balık, yumurta şansı D vitamini bakımından zengin besinlerdir. Günlük önerilen 200 IU D vitamini gıda madde­leriyle alınabilir.

D vitamini eksikliği kalsiyum ve fosfor emilîmini aksatarak kemiklerdeki kalsiyum miktarını azaltır. Çocuklarda raşitizm denen hastalığa yol açan bu durum kaburgalar, kafatası ve bacak kemiklerindeki yapı bozukluklarıyla ken­dini belli eder. Erişkinlerde D vitamini eksikliğinin bir sonucu olan kemik yu­muşaması ise osteomalazi adıyla tanı­nır.

Aşırı D vitamini alımına bağlı ola­rak ortaya çıkan D vitamini fazlalığının başlıca belirtileri halsizlik, çabuk yo­rulma, baş ağrısı, bulantı, kusma ve is­haldir. Boşaltım sisteminde kalsiyum çökelmesi sonucu idrar yolu taşları olu­şabilir.

E vitamini

Kimyasal adı alfatokoferol olan E vitamini özellikle ay­çiçeği gibi yağlı tohumlarda, sebzeler­de ve balık yağında bulunur. Koroner kalp hastalığı, kas atrofisi (doku gerile­mesi), itiyadı düşük (sürekli kendiliğin­den düşük) ve şizofreni gibi çok deği­şik hastalıklarda E vitamininin yararlı olduğu öne sürülmüştür.

Son yapılan çalışmalar ise E vitamininin oksitlen­meyi engelleyici etkisi nedeniyle yüksek dozlarda alındığında kalp hastalığı ve bazı kanser türlerine karşı koruyucu olabileceÄŸini göstermiÅŸtir. Bu çalışma­lara göre E vitamini eklem ve deri has­talıklarında doku yenilenmesine yar­dımcı olmaktadır. Önerilen günlük doz kadınlarda 12 IU, erkeklerde 15 IU’dur. Bu miktarlan 100 kat aÅŸan dozlarda bi­le bir yan etkisi saptanmamıştır.

K vitamini

Kanın pıhtılaşması için gerekli olan ve karaciğerde üretilen bir­çok pıhtılaşma faktörünün bireşiminde temel öneme sahiptir. Kimyasal olarak doğal bitkisel K vitamini filokinondur. Lahana, karnabahar, ıspanak, soya ya­ğı, şeftali ve patateste, karaciğerde, ba­lık yağında, yumurta şansı ve peynirde az miktarda bulunur.

Tedavide kullanı­lan yapay türevi menandiondur. Gün­lük önerilen dozu 65 mikrogramdır. Vi­tamin haplarında bulunmayan K vita­mini tıpta pıhtılaşma zamanını kısalt­mak amacıyla ve karaciğer hastalarında kullanılır.

A Vitamini Enfeksiyonlara karşı direnç

B1 Vitamini Sinirsel dürtülerin iletilmesi; yağ metabolizması

B2 Vitamini Hücre düzeyinde solunum uyarıcı; görme işlevi

B6 Vitamini Doku metabolizmasının düzenlenmesi ;

B12 Vitamini Alyuvar yapımı; sinir sistemi hücrelerinin işlevleri

C Vitamini Hücre metabolizmasını uyarıcı; enfeksiyonlara karşı direnç; alerji önleyici etki

D Vitamini Kemik için gerekli kalsiyum ve fosfor metabolizması

E Vitamini Erkek ve kadın üreme hücrelerinin gelişimi; gebelik süreci

K Vitamini Protrombin bireşimlenmesi; kan pıhtılaşması

PP Vitamini Şeker yıkımında kullanılan enzimlerin bireşimlenmesi; Pellagra hastalığını   önleyici erki

Suda Çözünen Vitaminler-1

Yazar admin Eklenme Tarihi Mayıs - 25 - 2009Yorum Ekle

Suda çözünen vitaminler böbrek yoluyla hızla vücuttan atılır. Bu nedenle aşırı miktarda tüketilmeleri kullanıcıdan çok üreticiye yarar sağlar.

C vitamini (askorbik asit) dışındaki vi­taminler B grubu altında toplanır. Tiyamin (Bi vitamini), riboflavin (B2 vita­mini), niyasin, piridoksin (B6 vitamini), pantotenik asit, inositol, biyotin, paraaminobenzoik asit (PABA), folik asit ve siyanokobalamin (B12 vitamini) iyi bilinen B grubu vitaminler arasında yer alır. Bira mayası ve karaciğer bu vita­minlerin başlıca doğal kaynaklandır.

Tiyamin (Bi vitamini) - Saf olarak el­de edilen ilk vitamindir (1926). Vücutta tiyamin pirofosfat biçiminde koenzim işlevi görür ve karbonhidrat metaboliz­masında önemli bir rol üstlenir.

Tiyamin eksikliği beriberi denen hastalığa yol açar. Bu hastalığın başlıca belirtileri sinir sistemi bozuklukları ile kalp yetmezliğidir. Tiyamin tahıllarda bol bulunmasına karşın, tanelerin kabu­ğundan ayrılıp öğütülme işlemi sırasın­da kolayca yok olabilen bir maddedir. Bu nedenle kabuksuz ve parlatılmış pi­rincin temel gıda maddesi olduğu Uzak­doğu ülkelerinde beriberiye çok eski ta­rihlerden beri rastlanmaktadır.

Günü­müzde ise beriberi olguları yalnızca ka­raciğer dokuları yıkıma uğramış iyi bes­lenemeyen alkoliklerde görülmektedir.

Riboflavin (B2 vitamini) -Yapısında riboz şekeri bulunan, halka biçiminde or­ganik bileşiktir. Vücutta riboflavine fos­fat eklenmesiyle fiavin mononükleotit (FMN), adenin dinükleotit eklenmesiyle de fiavin adenin dinükleotit (FAD) olu­şur. Bu iki molekül birçok proteinin üre­timinde koenzim işlevi görür.

Riboflavin eksikliÄŸi sinir sisteminin (özellikle gözlerde) bozulmasına, yüz, kol ve bacaklarda deri bozukluklarına, kansızlığa, çocuklarda büyüme geriliÄŸi­ne yol açar. EriÅŸkinlerde önerilen gün­lük dozu 1,2-1,7 mg’dir.

Niyasin - Nikotinik asit olarak da bili­nen bu vitamin nikotinamit biçiminde de bulunabilir. Her İki molekül de yapı olarak tütün alkaloiti nikotine benzer. Vücutta nikotinamit adenin dinükleotit (NAD) ve nikotinamit adenin dinükle­otit fosfat (NADP) biçiminde dokula­rın gaz alışveriÅŸinde koenzim olarak görev alır. Tavuk eti, somonbalığı, bezel­ye ve yerfıstığı niyasin bakımından zengin besinlerdir. Önerilen günlük dozu kadınlarda 15 mg, erkeklerde 19 mg’dir.

Niyasin eksikliği sonucu ortaya çı­kan pellagra adlı hastalık başlangıçta derinin güneş ışığı gören kesimlerinde güneş yanığına benzer deri döküntüleriyle kendini belli eder. Dil kırmızı ve şiştir. Tükürük salgısı artar. Bulantı-kusma ve ishal görülür. İlerleyen olgu­larda belirtiler sinir sistemini etkileye­cek biçimde yaygınlaşarak daha da ağırlaşır.

Yüksek dozda nikotinik asit kan li­pit düzeyini düşürdüğünden damar sert­liğinin tedavisinde kullanılır. Uzun sü­re yüksek dozda alındığında karaciğer­de doku yıkımına yol açtığı belirlen­miştir.

Suda Çözünen Vitaminler-2

Yazar admin Eklenme Tarihi Mayıs - 25 - 2009Yorum Ekle

Piridoksin (B6 vitamini) - Vücutta et­kin koenzim biçimi olan piridoksal 5-fosfata dönüştürülen üç tipi vardır. Bu koenzim aminoasit metabolizmasında, dolayısıyla proteinlerin bireşimlenmesinde önemli bir rol oynar. Ayrıca bağı­şıklık sistemini güçlendirdiği, ağrı kesi­ci etkisi olduğu sanılmaktadır.

BaÅŸlıca piridoksin kaynakları arasın­da muz, avokado, tavuk eti, patates, ıs­panak ve bezelye sayılabilir. Önerilen günlük doz kadınlarda 1,6 mg, erkekler­de 2 mg’dir. Piridoksin eksikliÄŸi kansız­lık, deri bozuklukları, huzursuzluk, özellikle çocuklarda kas kasılmaları, ve çevrel sinir sistemi bozukluklarına yol açar.

Pantotenik asit - DoÄŸada yaygın ola­rak, özellikle maya, karaciÄŸer, böbrek ve yumurtada bulunur. Hayvanlarda ya­pılan deneyler pantotenik asit eksikliÄŸi­nin büyüme geriliÄŸine ve deri lezyonlarına yol açabildiÄŸini göstermektedir. Ama insan beslenmesindeki rolü tam olarak bilinmemektedir. Vücutta koen­zim A’ya dönüşerek metabolizma süreç­lerine katıldığı belirlenmiÅŸtir.

Folik asit - Nükleik asitlerin bireşimin­de ve alyuvarların oluşumunda belirle­yici bir rolü vardır. İnsanlarda folik asit eksikliği çeşitli kansızlık tiplerine ne­den olur. Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlardan metotreksat folik asit eksikli­ğine yol açabilir. İspanak gibi yaprakla­rı yenen sebzelerde, bira mayasında ve karaciğerde bulunur. Ama besinlerin aşırı pişirilmesi sonucu parçalanır. Öne­rilen günlük doz kadınlarda 180 mikrogram, erkeklerde 200 mikrogramdır. Özellikle bazı kansızlık tiplerinin teda­visinde kullanılır.

Siyanokobalamin (B12 vitamini) - Kimyasal yapısı en karmaşık olan vita­mindir. Yalnız bu vitamin molekülünde bir metal iyonu (kobalt) bulunur. Vü­cutta nükleik asit ve proteinlerin yapı­mında birçok aşamaya katıldığından en önemli vitaminler arasında sayılır. Çok küçük miktarlarda da olsa bütün canlılar bu vitamine gereksinim duyar. Te­mel olarak karaciğer, böbrek ve kalpte bulunur. Doğadaki kaynağı yalnız bu vitamini bireşimleyen mikroorganizma­lardır. Önerilen günlük dozu 2 mikro-gramdır.

B12 vitamininin bağırsaklardan emilimi midede üretilen özetken (entrensek faktör) denen madde sayesinde gerçek­leşir. Genellikle özetkenin yetersizliği ya da olmayışından kaynaklanan B12 vi­tamini eksikliği çok tehlikeli bir kansız­lık tipine yol açar. Hastalık yalnızca bu vitaminin kullanılmasıyla tedavi edile­bilir.

İnositol, biyotin ve PABA - İnositol kimyasal olarak şekere benzer yapıda bir maddedir. Yiyeceklerle bol miktarda alınır. Bazı fosfolipitlerin bileşimine girmekte ve büyüme üzerinde etkili ol­maktadır.
Kükürt içeren karmaşık bir organik asit olan biyotin, bağırsak bakterileri ta­rafından üretilir ve besinlerde bulunur. Karbon dioksitin kullanılmasıyla sonuç­lanan metabolizma süreçlerinde görev alır. Eksikliğinin hayvanlarda çeşitli bo­zukluklara yol açtığı yarım yüzyıl kadar önce anlaşıldı. Ama insanlardaki eksik­liğine ilişkin belirtiler bilinmemektedir.
Para-aminobenzoik asit (PABA) - Bir­çok mikroorganizmanın gelişmesi ve folik asit üretimi için gerekli bir madde­dir. Sülfamitler bazı bakterilerin folik asit bireşimlenmesinde PABA kullanı­mım engelleyerek etkisini gösterir. Omurgalılarda yaşamsal bir önem taşı­madığı sanılmaktadır. Morötesi ışınlar­dan koruyucu etkisi nedeniyle bazı gü­neş yağlarının etkin maddesidir.

Askorbik asit (C vitamini) - C vitami­ni eksikliÄŸine baÄŸlı olarak ortaya çıkan iskorbüt hastalığının çok eskiden beri yeterli taze sebze ve meyve yenmemesi sonucu ortaya çıktığı bilinmekteydi. Ama C vitamini saf olarak ancak 1928′de elde edilebildi ve bundan dört yıl kadar sonra da iskorbüt tedavisinde kullanılabileceÄŸi anlaşıldı.

Karbonhidrat benzeri bir madde olan askorbik asit vücutta oksitlenme-indirgenme tepkimelerinde rol alır. B grubu vitaminlerinden farklı olarak C vitamini koenzim değildir.

C vitamininin doku onarımı ve yeni­lenmesinde yeri olduÄŸu, özellikle baÄŸ doku için gerekli kollajen yapımı ve diÅŸler için önem taşıdığı bilinmektedir. SoÄŸukalgınlığında yararı üzerinde du­rulmakla birlikte kanıtlanmış etkisi yoktur. Ayrıca kanseri önleyici ve yaş­lanmayı geciktirici etkileri üzerinde araÅŸtırmalar yapılmaktadır. Günlük önerilen doz 60 mg’dir. Sigara içenlerin daha fazla C vitamini alması gerekir.