Özellikle yaz aylarında ve kuraklık dönemlerde ortaya çıkan sivrisineklerin, en fazla hastalık taşıyan hayvanlar olduğu ve yılda yaklaşık 3 milyon insanın ölümüne sebep olduğu belirlendi. Sivrisineklerden korunmanın en etkin yollarından birinin sarımsak yağı ve naturel sarımsak olduğu bildirildi.
SİVRİSİNEĞİN BAÅž DÜŞMANI SARIMSAK…
A Vitamini
A vitamini veya Retinol dışardan aldığımız besinlerde bulunan karotenden yapılan bir vitamindir. Vücudumuzda protein yapımında ve görme fonksiyonunda rolü vardır.
A Vitamini Nelerde Bulunur?
A vitamini hayvanların karaciğer, böbrek ve akciğerlerinde, süt, tereyağı ve yumurta sarısında bulunur. Havuçta provitamin halinde yani karoten şeklinde vardır. Yağda eriyen vitaminlerdendir ve barsaklarda emilir. A vitamini tek bir vitamin değildir. A, ve A2 vitaminleri bulunmuştur.
A Vitamini Eksikliğinde Neler Görülür:
A vitamini eksikliğinde gece körlüğü (Kseroftalmi) ve gözün saydam tabakasında ülserasyon (keratomalasi) gibi göz hastalıkları, cilt bozuklukları, büyüme kusurları görülebilir.
A Vitaminine Günlük Ne Kadar İhtiyacımız Vardır?
Günlük ihtiyaç 5000 ünite kadardır. Ağızdan verilen A vitamini preparatları olduğu gibi bazı deri hastalıklarında (akne) kullanılan A vitaminli pomatlar ve kozmetikler de vardır.
Doktorlar, büyüme kusurlarında, bazı deri hastalıklarında A vitamini yönünden zengin yiyecekler
tavsiye etmektedirler.
E Vitamini
E vitamini, bitkiÂsel tohumlarda ve onlardan elde edilen yaÄŸlarda (mısırözü, ayçiçeÄŸi, fındık ve suÂsam yağı), yumurtanın sarısında, karaciÂÄŸerde, yeÅŸil bitkilerde bulunur. E vitamini eksiliÄŸinin farelerde kısırlığa neden olduÄŸu bulunmuÅŸtur, insanlarda ise eksiklik belirtisi tarif edilmemiÅŸtir. Ancak adalede ve çalışmasında bozukluk, kansızlık ve düşük sebebi olabileceÄŸi söylenmektektedir
K Vitamini
K vitamini normal olarak barsakta buluÂnan bazı bakteriler tarafından yapılan ve eriyen bir vitamindir. Ispanak, lahana, doÂmates, soya fasulyesi, kabak ve yumurta sarısı gibi besinlerde de bulunur. K vitamini eksikliÄŸinde karaciÄŸer protrombin denen bir maddeyi yapamaz ve sonuç olarak kanın koagülasyonu yani pıhtılaÅŸma mekanizması bozulur. Bu neÂdenle K vitaminine koagulasyon vitamiÂni de denir. Kanama ve pıhtılaÅŸma bozukÂluklarında K vitamini eksikliÄŸi akla gelmeÂlidir. KaraciÄŸerin safra yollarının tıkanmaÂsı ve yeni doÄŸanların sarılıkları K vitamiÂni eksikliÄŸi sonucu meydana gelebilir, K vitamini tek bir vitamin deÄŸildir. GünümüzÂde Kj Ki Kn K4 ve K5 adı verilen vitaminler bulunmuÅŸtur. Sentetik olarak elde edilen bir kısım K vitamini preparatları suda eriÂdiÄŸinden damardan da yapılabilmektedir. K vitamini bazı kanama bozukluklarında ağızdan veya kalçadan verilmektedir.
D Vitamini Kanserden Korur mu?
D vitamininin kanser hastalığından koruduğuna yönelik bir duyum aldım. Bu vitamin hangi yiyeceklerde bulunur?
Åžu ana kadar yapılan bir çok bilimsel araÅŸtırma, D vitamininin pek çok kanser türünden ve kalp hastalıklarından insanları koruduÄŸunu kanıtlıyor. 2008 senesinde Amerika’da yapılan akademik araÅŸtırmada, bütün dünyada kırk senedir bu yönde yapılan altmış üç bilimsel araÅŸtırma tekrar deÄŸerlendirildi. Yapılan bu araÅŸtırmada yüksek oranda D vitamininin meme, yumurtalık ve bağırsak kanseri gibi toplumda sıkça görülen kanser olasılığını azaltabileceÄŸi anlaşıldı. 1999 senesinde 188 bin kiÅŸi üzerinde gerçekleÅŸtirilen bir araÅŸtırmada D vitamininin prostat kanseri ihtimalini yüzde otuz civarında azalttığı anlaşıldı.
Peki Kanserden Korunmak İçin Hangi Besinleri Tüketmeliyiz?
Yeterli oranda D vitamini almak için somon, sardalya gibi balıkları tüketin, D vitamini ile güçlendirilmiş süt için yoğurt yiyin. Güneş ışığından da D vitamini alabilirsiniz. Her gün ortalama on dakika güneşe çıkın. Kış aylarında vücudunuzun yeterli D vitamini üretmesine olanak tanıyacak güneş ışığı alamayabilirsiniz. Bu durumda D vitamini takviyesi alabilirsiniz. D vitamini sadece kanserden değil, kalp ve şeker hastalığından da koruyor. Tüm bunlara ek olarak akciğerin kendinisini yenilemesine de yardımcı oluyor.
Vitamin ve Mineraller
Vitaminler vücudun sağlıklı çalışması için gerekli organik maddelerdir. Vücutta belirli miktarda üretilen D vitamini ve bağırsaklarda bakterilerce bireşimlenen B vitamini dışındaki vitaminler vücutta üretilemez.
Vitamin ve mineraller vücutta metaÂbolizma ürünlerinin “koenzimleri” olaÂrak görev alır. YaÅŸamın sürmesini saÄŸÂlayan biyokimyasal olayları gerçekleÅŸtiÂren birçok tepkimede özgül enzimler belirleyici bir rol oynar. Ama söz konuÂsu tepkimelerin hızla oluÅŸması için birer koenzim olan vitamin ve mineraller geÂreklidir.
Vitaminler kimyasal yapılan bakımından büyük farklılıklar gösterdiÂÄŸinden tek bir kimyasal grupta toplanaÂmaz. Harflerle adlandırılan bu maddeler yaÄŸda çözünen ve suda çözünen vitaÂminler olarak iki büyük grupta sınıflanÂdırılır.
Yeterli miktarda meyve ve sebzenin yanı sıra et, balık, yumurta gibi protein bakımından zengin yiyecekleri içeren dengeli bir beslenme sayesinde vücut için gerekli bütün vitaminler alınabilir. Vitaminlerin yetersiz alınması duruÂmunda vitamin eksikliÄŸine baÄŸlı çeÅŸitli hastalıklar ortaya çıkar.
SaÄŸlıklı bir yaÅŸam için gerekli vitaÂmin ve mineral miktarlarını saptamak büyük önem taşıdığından bu konuda çeÂÅŸitli çalışmalar yapılmıştır. Günümüzde insan vücudu için gerekli bütün vitamin ve minerallerin belirlendiÄŸi sanılmaktaÂdır. Uzmanlar besinle alınması gereken (vitamin ve mineral miktarlarını yeni bileÅŸenler ışığında sürekli güncelleÅŸtirmekte, ama söz konusu deÄŸerlerin kesinÂden uzak ve ortalama rakamlar olduÄŸu unutulmamalıdır.
Bireysel vitamin ve mineral gereksinimi yaÅŸ, cinsiyet, kalıtım, çevresel etkenler, yaÅŸam biçiÂmi, özel durumlar ve bazı hastalıklar giÂbi kiÅŸiye özgü etkenlere baÄŸlı olarak az ya da çok deÄŸiÅŸebilir.
Hekimler birçok durumda hastalarıÂna ek vitamin almalarını önerirler. BeÂsinlerle alınan vitaminlerin yetersiz olÂması, bağırsaktan vitamin emilimini azaltan hastalıklar, büyüme, ağır bedenÂsel çalışma, gebelik, emzirme, Ãdet döÂnemleri, kronik hastalıklar gibi nedenlerle vücudun vitamin ve mineral geÂreksinimleri artabilir.
Hipertiroidizm (tiroit bezinin aşın çalışması), ateÅŸli enÂfeksiyon hastalıkları, doku kaybına neÂden olan hastalıklar da vitamin gereksiÂnimini artırır. Piyasada tedavi edici ya da günlük gereksinimleri karşılayıcı dozda vitamin ve mineral içeren çeÅŸitli ilaçlar bulunmaktadır. Bunlar hap, suda eriyen tablet ve içeriÄŸi damar ya da kas içine verilen ampul biçiminde olabilir.
YaÄŸda çözünen vitaminler vücut yağında depolanır. Bu gruba giren A ve D vitaminleri aşırı ölçüde alındığında yaÄŸ dokusunda birikebilir ve zehirlenmeye yol açabilir. B grubu vitaminler ve C vitamini ise suda çözünür. Suda çözünen vitaminler kısa sürede idrar yoluyla dışarı atılır ve aşırı miktarda alınsalar bile ender olarak ancak çok yüksek dozlarda zehirlenmeye yol açarÂlar.
Yağda Çözünen Vitaminler
A vitamini
Retinol, retinal ve retinoik asit gibi biçimlerde bulunur. Bunlann en etkin olanı retinoldür. Bazı bitkilerde pigment (boyarmadde) olarak bulunan beta-karoten (provitamin A) vücutta A vitaminine dönüştürülür. Balık yağında, karaciÄŸerde, yumurta ÅŸansında, tam yaÄŸlı sütte ve tereyağında bol miktarda A vitamini vardır. YeÅŸil sebzelerde, ısÂpanakta, havuçta ve turunçgillerde karoten miktarı yüksektir. Normal beslenmeyle yeterli miktarda A vitamini alınaÂbilir. Önerilen günlük doz kadınlarda 4.000 IU (uluslararası birim), erkeklerÂde 5.000 IU’dur.
A vitamininin vücutta özellikle epitel ve mukoza hücrelerinin bütünlüğünü saÄŸlamaya yönelik önemli iÅŸlevleri varÂdır. A vitamini vücutta doku yenilenmeÂsini ve hücre onarımını saÄŸlayıcı etki gösterir.
Enfeksiyonlara karşı doÄŸal saÂvunma direncini destekler. Kemik büÂyümesi, üreme ve embriyon geliÅŸimi için de büyük önem taşır. A vitamini eksikliÄŸinin alacakaranlıkta görmeyi azaltarak gece körlüğüne yol açtığı esÂkiden beri bilinmektedir.
A vitamininin meme, akciÄŸer, kalınÂbağırsak, prostat ve dölyatağı boynu tüÂmörlerini, kalp hastalıklarını, damar sertliÄŸini ve yaÅŸlanmaya baÄŸlı görme kaybını önlediÄŸi öne sürülmektedir. Aşın miktarda A vitamini alımına (50.000-100.000 IU) baÄŸlı olarak ortaya çıkan A vitamini fazlalığında (hipervi-taminoz A) aşırı duyarlılık, iÅŸtah kaybı, baÅŸ aÄŸrısı, deride kuruluk ve soyulma gibi belirtiler görülebilir.
A vitamini zehirlenmesinde kafaiçi basıncı artar, röntgen filminde özgül kemik bozukÂlukları görülür. Kanda A vitamini düzeÂyi çok yükselmiÅŸtir. Beta-karoten ise vücutta gerek duyulduÄŸu ölçüde A vitaÂminine çevrildiÄŸinden fazla alındığında bile zehir etkisi yaratmaz.
D vitamini
Etkin biçimleri ergokalsiferol (D2 vitamini) ve kolekalsiferoldür (D3 vitamini). Her iki madde de besinÂlerle alınan bazı öncü maddelerin güneÅŸ ışığının etkisiyle deride bireÅŸimlenmesi sonucu ortaya çıkar. D vitamini kalsiyuÂmun bağırsaklardan kana ve kandan keÂmiklere geçiÅŸini düzenleyerek kalsiyum metabolizmasında rol oynar. Kanda kalÂsiyum düzeyi D vitamini, paratiroit horÂmonu ve kalsitonin ile belirlenir.
Bol güneÅŸli tropik bölgelerde D vitamini ekÂsikliÄŸi seyrek görülür. GüneÅŸli günlerin sayılı olduÄŸu Kuzey ülkelerinde ise D vitamini eksikliÄŸine daha sık rastlanır. Besinlere morötesi ışın uygulanması D vitamini miktarım artırır. KaraciÄŸer, teÂreyağı, balık, yumurta ÅŸansı D vitamini bakımından zengin besinlerdir. Günlük önerilen 200 IU D vitamini gıda maddeÂleriyle alınabilir.
D vitamini eksikliÄŸi kalsiyum ve fosfor emilîmini aksatarak kemiklerdeki kalsiyum miktarını azaltır. Çocuklarda raÅŸitizm denen hastalığa yol açan bu durum kaburgalar, kafatası ve bacak kemiklerindeki yapı bozukluklarıyla kenÂdini belli eder. EriÅŸkinlerde D vitamini eksikliÄŸinin bir sonucu olan kemik yuÂmuÅŸaması ise osteomalazi adıyla tanıÂnır.
Aşırı D vitamini alımına baÄŸlı olaÂrak ortaya çıkan D vitamini fazlalığının baÅŸlıca belirtileri halsizlik, çabuk yoÂrulma, baÅŸ aÄŸrısı, bulantı, kusma ve isÂhaldir. BoÅŸaltım sisteminde kalsiyum çökelmesi sonucu idrar yolu taÅŸları oluÂÅŸabilir.
E vitamini
Kimyasal adı alfatokoferol olan E vitamini özellikle ayÂçiçeÄŸi gibi yaÄŸlı tohumlarda, sebzelerÂde ve balık yağında bulunur. Koroner kalp hastalığı, kas atrofisi (doku gerileÂmesi), itiyadı düşük (sürekli kendiliÄŸinÂden düşük) ve ÅŸizofreni gibi çok deÄŸiÂÅŸik hastalıklarda E vitamininin yararlı olduÄŸu öne sürülmüştür.
Son yapılan çalışmalar ise E vitamininin oksitlenÂmeyi engelleyici etkisi nedeniyle yüksek dozlarda alındığında kalp hastalığı ve bazı kanser türlerine karşı koruyucu olabileceÄŸini göstermiÅŸtir. Bu çalışmaÂlara göre E vitamini eklem ve deri hasÂtalıklarında doku yenilenmesine yarÂdımcı olmaktadır. Önerilen günlük doz kadınlarda 12 IU, erkeklerde 15 IU’dur. Bu miktarlan 100 kat aÅŸan dozlarda biÂle bir yan etkisi saptanmamıştır.
K vitamini
Kanın pıhtılaÅŸması için gerekli olan ve karaciÄŸerde üretilen birÂçok pıhtılaÅŸma faktörünün bireÅŸiminde temel öneme sahiptir. Kimyasal olarak doÄŸal bitkisel K vitamini filokinondur. Lahana, karnabahar, ıspanak, soya yaÂğı, ÅŸeftali ve patateste, karaciÄŸerde, baÂlık yağında, yumurta ÅŸansı ve peynirde az miktarda bulunur.
Tedavide kullanıÂlan yapay türevi menandiondur. GünÂlük önerilen dozu 65 mikrogramdır. ViÂtamin haplarında bulunmayan K vitaÂmini tıpta pıhtılaÅŸma zamanını kısaltÂmak amacıyla ve karaciÄŸer hastalarında kullanılır.
Vitaminlerin Fizyolojik Etkileri ve Rol Oynadıkları Süreçler
A Vitamini Enfeksiyonlara karşı direnç
B1 Vitamini Sinirsel dürtülerin iletilmesi; yağ metabolizması
B2 Vitamini Hücre düzeyinde solunum uyarıcı; görme işlevi
B6 Vitamini Doku metabolizmasının düzenlenmesi ;
B12 Vitamini Alyuvar yapımı; sinir sistemi hücrelerinin işlevleri
C Vitamini Hücre metabolizmasını uyarıcı; enfeksiyonlara karşı direnç; alerji önleyici etki
D Vitamini Kemik için gerekli kalsiyum ve fosfor metabolizması
E Vitamini Erkek ve kadın üreme hücrelerinin gelişimi; gebelik süreci
K Vitamini Protrombin bireşimlenmesi; kan pıhtılaşması
PP Vitamini Şeker yıkımında kullanılan enzimlerin bireşimlenmesi; Pellagra hastalığını  önleyici erki
Suda Çözünen Vitaminler-1
Suda çözünen vitaminler böbrek yoluyla hızla vücuttan atılır. Bu nedenle aşırı miktarda tüketilmeleri kullanıcıdan çok üreticiye yarar sağlar.
C vitamini (askorbik asit) dışındaki viÂtaminler B grubu altında toplanır. Tiyamin (Bi vitamini), riboflavin (B2 vitaÂmini), niyasin, piridoksin (B6 vitamini), pantotenik asit, inositol, biyotin, paraaminobenzoik asit (PABA), folik asit ve siyanokobalamin (B12 vitamini) iyi bilinen B grubu vitaminler arasında yer alır. Bira mayası ve karaciÄŸer bu vitaÂminlerin baÅŸlıca doÄŸal kaynaklandır.
Tiyamin (Bi vitamini) - Saf olarak elÂde edilen ilk vitamindir (1926). Vücutta tiyamin pirofosfat biçiminde koenzim iÅŸlevi görür ve karbonhidrat metabolizÂmasında önemli bir rol üstlenir.
Tiyamin eksikliÄŸi beriberi denen hastalığa yol açar. Bu hastalığın baÅŸlıca belirtileri sinir sistemi bozuklukları ile kalp yetmezliÄŸidir. Tiyamin tahıllarda bol bulunmasına karşın, tanelerin kabuÂÄŸundan ayrılıp öğütülme iÅŸlemi sırasınÂda kolayca yok olabilen bir maddedir. Bu nedenle kabuksuz ve parlatılmış piÂrincin temel gıda maddesi olduÄŸu UzakÂdoÄŸu ülkelerinde beriberiye çok eski taÂrihlerden beri rastlanmaktadır.
GünüÂmüzde ise beriberi olguları yalnızca kaÂraciÄŸer dokuları yıkıma uÄŸramış iyi besÂlenemeyen alkoliklerde görülmektedir.
Riboflavin (B2 vitamini) -Yapısında riboz ÅŸekeri bulunan, halka biçiminde orÂganik bileÅŸiktir. Vücutta riboflavine fosÂfat eklenmesiyle fiavin mononükleotit (FMN), adenin dinükleotit eklenmesiyle de fiavin adenin dinükleotit (FAD) oluÂÅŸur. Bu iki molekül birçok proteinin üreÂtiminde koenzim iÅŸlevi görür.
Riboflavin eksikliÄŸi sinir sisteminin (özellikle gözlerde) bozulmasına, yüz, kol ve bacaklarda deri bozukluklarına, kansızlığa, çocuklarda büyüme geriliÄŸiÂne yol açar. EriÅŸkinlerde önerilen günÂlük dozu 1,2-1,7 mg’dir.
Niyasin - Nikotinik asit olarak da biliÂnen bu vitamin nikotinamit biçiminde de bulunabilir. Her İki molekül de yapı olarak tütün alkaloiti nikotine benzer. Vücutta nikotinamit adenin dinükleotit (NAD) ve nikotinamit adenin dinükleÂotit fosfat (NADP) biçiminde dokulaÂrın gaz alışveriÅŸinde koenzim olarak görev alır. Tavuk eti, somonbalığı, bezelÂye ve yerfıstığı niyasin bakımından zengin besinlerdir. Önerilen günlük dozu kadınlarda 15 mg, erkeklerde 19 mg’dir.
Niyasin eksikliÄŸi sonucu ortaya çıÂkan pellagra adlı hastalık baÅŸlangıçta derinin güneÅŸ ışığı gören kesimlerinde güneÅŸ yanığına benzer deri döküntüleriyle kendini belli eder. Dil kırmızı ve ÅŸiÅŸtir. Tükürük salgısı artar. Bulantı-kusma ve ishal görülür. İlerleyen olguÂlarda belirtiler sinir sistemini etkileyeÂcek biçimde yaygınlaÅŸarak daha da ağırlaşır.
Yüksek dozda nikotinik asit kan liÂpit düzeyini düşürdüğünden damar sertÂliÄŸinin tedavisinde kullanılır. Uzun süÂre yüksek dozda alındığında karaciÄŸerÂde doku yıkımına yol açtığı belirlenÂmiÅŸtir.
Suda Çözünen Vitaminler-2
Piridoksin (B6 vitamini) - Vücutta etÂkin koenzim biçimi olan piridoksal 5-fosfata dönüştürülen üç tipi vardır. Bu koenzim aminoasit metabolizmasında, dolayısıyla proteinlerin bireÅŸimlenmesinde önemli bir rol oynar. Ayrıca bağıÂşıklık sistemini güçlendirdiÄŸi, aÄŸrı kesiÂci etkisi olduÄŸu sanılmaktadır.
BaÅŸlıca piridoksin kaynakları arasınÂda muz, avokado, tavuk eti, patates, ısÂpanak ve bezelye sayılabilir. Önerilen günlük doz kadınlarda 1,6 mg, erkeklerÂde 2 mg’dir. Piridoksin eksikliÄŸi kansızÂlık, deri bozuklukları, huzursuzluk, özellikle çocuklarda kas kasılmaları, ve çevrel sinir sistemi bozukluklarına yol açar.
Pantotenik asit - DoÄŸada yaygın olaÂrak, özellikle maya, karaciÄŸer, böbrek ve yumurtada bulunur. Hayvanlarda yaÂpılan deneyler pantotenik asit eksikliÄŸiÂnin büyüme geriliÄŸine ve deri lezyonlarına yol açabildiÄŸini göstermektedir. Ama insan beslenmesindeki rolü tam olarak bilinmemektedir. Vücutta koenÂzim A’ya dönüşerek metabolizma süreçÂlerine katıldığı belirlenmiÅŸtir.
Folik asit - Nükleik asitlerin bireÅŸiminÂde ve alyuvarların oluÅŸumunda belirleÂyici bir rolü vardır. İnsanlarda folik asit eksikliÄŸi çeÅŸitli kansızlık tiplerine neÂden olur. Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlardan metotreksat folik asit eksikliÂÄŸine yol açabilir. İspanak gibi yapraklaÂrı yenen sebzelerde, bira mayasında ve karaciÄŸerde bulunur. Ama besinlerin aşırı piÅŸirilmesi sonucu parçalanır. ÖneÂrilen günlük doz kadınlarda 180 mikrogram, erkeklerde 200 mikrogramdır. Özellikle bazı kansızlık tiplerinin tedaÂvisinde kullanılır.
Siyanokobalamin (B12 vitamini) - Kimyasal yapısı en karmaşık olan vitaÂmindir. Yalnız bu vitamin molekülünde bir metal iyonu (kobalt) bulunur. VüÂcutta nükleik asit ve proteinlerin yapıÂmında birçok aÅŸamaya katıldığından en önemli vitaminler arasında sayılır. Çok küçük miktarlarda da olsa bütün canlılar bu vitamine gereksinim duyar. TeÂmel olarak karaciÄŸer, böbrek ve kalpte bulunur. DoÄŸadaki kaynağı yalnız bu vitamini bireÅŸimleyen mikroorganizmaÂlardır. Önerilen günlük dozu 2 mikro-gramdır.
B12 vitamininin bağırsaklardan emilimi midede üretilen özetken (entrensek faktör) denen madde sayesinde gerçekÂleÅŸir. Genellikle özetkenin yetersizliÄŸi ya da olmayışından kaynaklanan B12 viÂtamini eksikliÄŸi çok tehlikeli bir kansızÂlık tipine yol açar. Hastalık yalnızca bu vitaminin kullanılmasıyla tedavi edileÂbilir.
İnositol, biyotin ve PABA - İnositol kimyasal olarak ÅŸekere benzer yapıda bir maddedir. Yiyeceklerle bol miktarda alınır. Bazı fosfolipitlerin bileÅŸimine girmekte ve büyüme üzerinde etkili olÂmaktadır.
Kükürt içeren karmaşık bir organik asit olan biyotin, bağırsak bakterileri taÂrafından üretilir ve besinlerde bulunur. Karbon dioksitin kullanılmasıyla sonuçÂlanan metabolizma süreçlerinde görev alır. EksikliÄŸinin hayvanlarda çeÅŸitli boÂzukluklara yol açtığı yarım yüzyıl kadar önce anlaşıldı. Ama insanlardaki eksikÂliÄŸine iliÅŸkin belirtiler bilinmemektedir.
Para-aminobenzoik asit (PABA) - BirÂçok mikroorganizmanın geliÅŸmesi ve folik asit üretimi için gerekli bir maddeÂdir. Sülfamitler bazı bakterilerin folik asit bireÅŸimlenmesinde PABA kullanıÂmım engelleyerek etkisini gösterir. Omurgalılarda yaÅŸamsal bir önem taşıÂmadığı sanılmaktadır. Morötesi ışınlarÂdan koruyucu etkisi nedeniyle bazı güÂneÅŸ yaÄŸlarının etkin maddesidir.
Askorbik asit (C vitamini) - C vitamiÂni eksikliÄŸine baÄŸlı olarak ortaya çıkan iskorbüt hastalığının çok eskiden beri yeterli taze sebze ve meyve yenmemesi sonucu ortaya çıktığı bilinmekteydi. Ama C vitamini saf olarak ancak 1928′de elde edilebildi ve bundan dört yıl kadar sonra da iskorbüt tedavisinde kullanılabileceÄŸi anlaşıldı.
Karbonhidrat benzeri bir madde olan askorbik asit vücutta oksitlenme-indirgenme tepkimelerinde rol alır. B grubu vitaminlerinden farklı olarak C vitamini koenzim değildir.
C vitamininin doku onarımı ve yeniÂlenmesinde yeri olduÄŸu, özellikle baÄŸ doku için gerekli kollajen yapımı ve diÅŸler için önem taşıdığı bilinmektedir. SoÄŸukalgınlığında yararı üzerinde duÂrulmakla birlikte kanıtlanmış etkisi yoktur. Ayrıca kanseri önleyici ve yaÅŸÂlanmayı geciktirici etkileri üzerinde araÅŸtırmalar yapılmaktadır. Günlük önerilen doz 60 mg’dir. Sigara içenlerin daha fazla C vitamini alması gerekir.

